Oral Sander (1940-1995), siyasi tarih disiplininin en saygın isimlerinden biri olarak kabul edilir. Akademik hayatı boyunca özellikle Türk dış politikası alanında geliştirdiği analitik yaklaşım ve yorumlama gücüyle dikkat çekmiş, hem yurt içinde hem de uluslararası akademik çevrelerde referans gösterilen çok sayıda eser üretmiştir. En temel eseri sayılan Türk-Amerikan İlişkileri 1947-1964, Türkiye’nin Batı Bloku’na eklemlendiği o kritik dönemi inceleyen kapsamlı bir çalışmadır.
Kitapta olaylar; Truman Doktrini, Marshall Planı ve NATO’ya giriş gibi ana başlıklar etrafında, kronolojik akış korunarak detaylı alt başlıklarla ele alınır. Analitik derinlik yönüyle eser, yalnızca bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda yapısal bir dış politika çözümlemesidir. Kitabın spesifik yönleri incelendiğinde, Sander’e göre 1947 süreci, ABD’nin savaş sonrası uluslararası sistemde hegemon güç olma çabasının somutlaşmış halidir. ABD, Avrupa’yı koruma söylemi altında aslında kendi pozitivist yaklaşımını yayarak küresel ölçekte bir etki alanı kurmayı hedeflemiştir. Türkiye’nin NATO’ya kabul sürecinde yalnızca SSCB tehdidi değil, aynı zamanda iç politikadaki liberalleşme eğilimleri de belirleyici olmuştur. Eserde, ABD’nin Türkiye’yi stratejik bir “koz” ve Ortadoğu’nun “tıpası” olarak konumlandırdığı vurgulanır. Yapılan askeri ve ekonomik yardımların, Türkiye’yi nasıl bağımlı hale getirdiği ve bütçe ile savunma yapısının dış etkilerle şekillendiği ayrıntılı biçimde ortaya konur. ABD’nin nükleer kapasitesini ve hava gücünü Türkiye’deki üsler üzerinden konumlandırması, olası bir çatışmayı kendi topraklarından uzak tutma stratejisinin bir yansımasıdır.
İlişkilerin son evresi olarak ele alınan Johnson Mektubu krizi ise dikkat çeken bölümlerden biridir. ABD’nin Kıbrıs meselesi bağlamında Türkiye’ye gönderdiği bu sert ültimatom niteliğindeki mektup, müttefiklik ilişkisinin karşılıklı güven temelli değil çıkar temelli olduğunu açık biçimde göstermiştir. Bu bağlamda Sander’in eseri, Türkiye’nin dış politika tercihlerini ve bunların sebeplerini anlamak açısından önemli bir kaynaktır.
Kitabı Değerlendiren: Ömer Akarçay – ODAP Stajyeri















