“Gurretü’l-Beyza – Adaletin Aydınlığında” adlı bu eser, aslında yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan, devlet adamlarına yazılmış bir yöneticilik el kitabı ya da klasik tabirle bir siyasetnamedir. Kitabın adı boşuna seçilmemiş; kelime olarak lekesiz, parlak bir aydınlık anlamına gelmektedir. Yani İbn-i Firuz, devletin ve toplumun üzerindeki o karanlığı ve kargaşayı dağıtacak yegane ışığı adalet olarak tasvir etmiştir.
Peki İbn-i Firuz bu kitabı neden yazdı? Amacı tamamen gücün yozlaştırıcı etkisine karşı sağlam bir idari fren mekanizması kurmaktır. Yazara göre, gücü eline geçiren yöneticiler, bürokratlar ya da karar alıcılar bir süre sonra kibre kapılıp halktan kopabilmektedir. Sadece ordularının büyüklüğüne veya hazinedeki paraya güvenip asıl meseleyi kaçırabilmektedir. İşte bu kitap, o koltukta oturanlara “Kamu yetkisi size bir emanettir, devlet salt kılıçla ve zorbalıkla değil ancak adaletle ayakta kalır” demek için yazılmıştır. Yani kitapta; kamu otoritesini keyfiliğe, güç zehirlenmesine karşı korumayı hedeflenmiştir.
İbn-i Firuz’u ve eserini kendi çağının çok ötesine taşıyan asıl unsur ise yazarın o dönem için son derece cesur ve özgürlükçü sayılan fikirleridir. O dönemde yöneticiler genellikle sorgulanamaz otoriteler olarak görülürken, yazar yöneticinin mutlak kutsallığını reddeder ve onu gücü sınırlandırılması gereken bir kamu yöneticisi olarak konumlandırır. Ona göre halk yoksa devlet de yoktur ve tebaasının rızasını almayan iktidar meşruiyetini yitirir. Bununla birlikte, devletin hazinesi ve kamu maliyesi üzerine çok sert eleştiriler getirir. Toplanan vergilerin yöneticinin şahsi cüzdanı olmadığını, bu kaynakların sarayların şatafatına veya lüzumsuz güç gösterilerine değil, toplumun refahına harcanması gerektiğini açıkça savunur. Vergi yüküyle yoksulları ezmenin, devletin kendi temellerini dinamitlemesi anlamına geldiğini belirtir.
Özetle; devlet mekanizması dış düşmanlara veya krizlere dayanabilir ama içerideki haksızlığa asla dayanamaz. İbn-i Firuz’un kitabı, gücünü kanunla, vicdanla ve hakkaniyetle yönetmek isteyenler için yazılmış zamansız bir başyapıttır.
Kitabı Değerlendiren: Erhan Gürel – ODAP Stajyeri
















